KPSS GYGK Türkçe 4 Deneme EVP Akademi Çözümler | TEST 4

 KPSS GYGK Türkçe 4 Deneme EVP Akademi Çözümler | TEST 4
KPSS GYGK Türkçe 4 Deneme EVP Akademi Çözümler | TEST 4

ÇÖZÜM-4

1.Metnin ilk bölümünde dijital mecraların kişisel yansıtma işlevi üzerinde durulmuştur. Kendini ifade etmek bu alanların ana gayesidir. Devamında gelen kurgulanma ve sergilenme vurgusu ise yaşamın bir gösteri niteliği kazandığını kanıtlamaktadır. Bu yüzden boşluklara ifade edebildiği ve gösteri kelimeleri getirilmelidir.

Cevap B

 

2.Metindeki ağır paltoyu çıkarmak ve ev hâliyle görünmek ifadeleri, şiirin mesafeli ve resmî tavırdan sıyrıldığını anlatmaktadır. Protokolsüzlük ve dost sıcaklığı gibi vurgular, metnin tamamen içtenlik üzerine inşa edildiğini gösterir. Bu durum okurla kurulan samimi iletişime işaret etmektedir.

Cevap C

 

3. Cümlede ilham rüzgarına kapılmamak ve kuyumcu titizliğiyle çalışmak ifadeleri kullanılmıştır. Bu vurgular, sanatın tesadüfi bir başarı değil, disiplinli bir çalışma ve yoğun bir emek süreci olduğunu anlatır. Şairin başarısının sırrı olarak sabırla işleme süreci işaret edilmiştir.

Cevap B

 

4. Parçanın genelinde mimari bir yapının edebiyatla nasıl anlam kazandığı ve ruh bulduğu işlenmiştir. Beşinci cümlede ise mekânın duygu dünyasına dönüşmesinden bahsedilmektedir. Ancak bu durum, mimari yapıların aslına uygun korunması gibi teknik veya fiziksel bir koruma işleviyle ilgili değildir.

Cevap E

 

5. Türk Dil Kurumu yazım kurallarına göre kurum, kuruluş, kurul, birleşim, oturum ve iş yeri adlarına gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz. Metindeki Mexico City Üniversitesi bir kurum ismidir ve getirilen ekin kesme işaretiyle ayrılması bu kurala aykırıdır. Diğer seçeneklerdeki tarihlerin, özel adların ve süreli yayınların ekleri ise doğru şekilde ayrılmıştır.

Cevap E

 

6. Yan yana sözcüğü bir ikilemedir ve Türkçede ikilemeler, aralarına herhangi bir noktalama işareti girmeden her zaman ayrı yazılır. Bu kuralın bir istisnası bulunmadığı için bitişik yazılması yanlıştır.

Ayaküstü kelimesi, somut olarak yer bildirmeyen alt, üst ve üzeri sözcükleriyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır kuralına uygundur.

Yavruağzı, iki kelimenin birleşerek yeni bir varlığı veya rengi karşıladığı ve anlam kaybına uğradığı renk adları kategorisinde olduğu için bitişik yazılmalıdır.

Gayret etmek ifadesi ise herhangi bir ses düşmesi veya türemesi yaşanmadığı için ayrı yazılması gereken bir yardımcı fiil kurulumudur.

Cevap B

7. Metindeki çevresini (çevir-e), ayrıntılardan (ayır-ıntıda) ve sıyrılıp (sıyır-ılı-ıp) kelimelerinde ünlü düşmesi mevcuttur.

Belirginleşiyor ve duyuyor kelimelerindeki -yor eki, önündeki fiilin geniş ünlüsünü daraltmadığı için  bu örneklerde (-yor eki öncesinde yardımcı ünlü vardır) ünlü daralması yoktur.

Hissettiği kelimesinde ünsüz türemesi (-s),ünsüz benzeşmesi (-t) ve ünsüz yumuşaması (-ğ) bir arada görülür.

Küçücük kelimesinde ise ünsüz düşmesi (küçük-cük) vardır. Parçada daralmaya örnek bir kullanım bulunmamaktadır.

Cevap D

 

8. Cümlede vurgu kuralı gereği yüklemden hemen önceki ögeye bakılmalıdır. A seçeneğinde karanlığın sessizliğine (yer tamlayıcısı), B seçeneğinde binlerce turisti (nesne), C seçeneğinde çınar ağacının altında (yer tamlayıcısı), D seçeneğinde titizlikle (zarf tamlayıcısı) vurgulanmıştır. E seçeneğinde ise yüklem olan taşıyor sözcüğünden hemen önce gelen taptaze umutlar söz öbeği, bir sıfat tamlamasıdır ve yüklemin hemen önünde yer alarak vurguyu üzerine almıştır.

Cevap E

 

9. I. cümlede buluştuğu kelimesi sıfat-fiil olmasına rağmen cümlede bir isim-fiil eki (ma, ış, mak) bulunmamaktadır. II. cümlede şahitlik ediyoruz ifadesi isim ve yardımcı fiilden oluşan birleşik bir eylemdir. III. cümlede bekliyor yükleminden hemen önce gelen sessizce kelimesi zarf tamlayıcısıdır ve vurgulanmıştır. IV. cümlede zengin olduğunu ifadesi bir yan cümleciktir ve kanıtlıyor yükleminin nesnesi durumundadır. V. cümlede ise sanatın evrensel dilini konuşan bu yapıtlar grubu, sıfat tamlaması yapısında bir öznedir.

Cevap A

 

10. çevresini: çevir- (fiil kökü) + -e (fiilden isim yapım eki) + -si (iyelik eki) + -n (kaynaştırma) + -i (hâl eki). Kelime türetilirken "i" ünlüsü düşmüştür ancak kökü fiildir, A seçeneğinde isim denildiği için bilgi yanlıştır.

ayrıntıları: ayır- (fiil kökü) + -ıntı (fiilden isim yapım eki) + -lar (çoğul eki) + -ı (belirtme eki). Hem yapım hem çekim eki almıştır.

soruyu: sor- (fiil kökü) + -u (fiilden isim yapım eki) + -y (yardımcı ünsüz) + -u (belirtme eki).

ölçütü: ölçüt (fiil kökü) + ü (iyelik eki). Sert ünsüzle (k) bitmesine rağmen ünlüyle başlayan ek aldığında yumuşama olmadığı için yumuşamaya aykırıdır.

başarı: baş (isim kökü) + -ar (isimden fiil yapım eki) + -ı (fiilden isim yapım eki). Kökü isimdir; diğer kelimelerin (çevir-, ayır-, sor-,ölç-) kökleri ise fiildir.

Cevap A

 

11. I. Yalnızca: "Yalın" (isim kökü) + "-ız" (İ.İ.Y.E) + "-ca" (Eşitlik eki) türemiş biri sözcüktür ve türü zarftır. (Doğru)

II. Birçok: "Bir" ve "çok" kelimelerinin birleşimiyle oluşmuştur. "Araştırmacı" ismini belirsizlik yönüyle belirttiği için belgisiz sıfattır. (Doğru)

III. Hatalı: "Hata" (isim kökü) + "-lı" (İ.İ.Y.E). "Sonuç" ismini nitelediği için niteleme sıfatıdır. (Doğru)

IV. Etkileşimini: "Et-mek" (fiil kökü) + "-ki" (F.İ.Y.E) + "-le" (İ.F.Y.E) + "-ş" (F.F.Y.E) + "-im" (F.İ.Y.E). Çok sayıda yapım eki aldığı için türemiştir ve cümlede nesne görevinde bir isimdir. (Doğru)

V. Nasıl: "Ne" ve "asıl" kelimelerinin birleşimi olduğu için yapısı birleşiktir. Ancak cümlede "kurgulayacağımız" eylemsisini (fiilimsi) miktar/biçim yönünden sorguladığı için soru zarfı görevindedir.

Cevap E

 

12. Benzetme (A): "durmuş bir saatin yelkovanı gibi" ifadesinde zamanın yavaşlığı bir benzetme ile somutlaştırılmıştır.

Kişileştirme (B): Peribacalarının konukları "ev sahibi edasıyla selamlaması" kişileştirmedir.

Karşılaştırma (C): "tüm yerleşim yerlerinden daha görkemli" ifadesiyle Uçhisar Kalesi diğer yerlerle kıyaslanmıştır.

Örnekleme (D): Anadolu’nun kadim kültürüne dair; yer altı şehirleri, kiliseler ve taş evler örnek olarak sunulmuştur.

Tanımlama (E): Parçada "Bu nedir?" sorusuna tam bir cevap veren, kavramı tüm sınırlarıyla çizen bir tanım cümlesi bulunmamaktadır. V. cümle bir durum saptaması ve gözlemdir, tanım değildir.

Cevap E

 

13. I, II, IV ve V. cümlelerde; insanın saçma karşısındaki durumu, Sisifos'un bu durumdaki simgesel değeri ve bireyin başkaldırısı bir bütünlük içinde işlenmiştir.

III. cümlede ise; aniden Camus'nün Nobel Edebiyat Ödülü alışına ve ödül konuşmasının içeriğine değinilmiştir. Bu cümle, yazarın felsefi düşüncelerinin anlatıldığı teorik akışı keserek biyografik bir bilgiye geçiş yaptığı için düşüncenin akışını bozmaktadır.

Cevap C

 

14. I. cümlede kütüphane atmosferinden ve odak noktası olan "kitaplar/sayfalar"dan bahsediliyor.

II. cümlede "bu kitaplar" ve onların "dış görünüşü" (yıpranmışlık/sararmışlık) betimleniyor.

V. cümlede II. cümleyi takip eder biçimde, o kitaplardaki "soluk harflerin" düşünceye dönüşmesi ve dünyamızı genişletmesi anlatılıyor. Yani II'den sonra V gelmeli çünkü II'deki görsel betimleme V'teki "soluk harfler" ifadesiyle devam ediyor.

III. cümlede genel bir "kitap kapağı aralamanın tesellisi"ne geçiş yapılıyor.

V. cümlede ise III. cümleyi tamamlayan "Yeni bir kitap bizi..." ifadesiyle yolculuk teması işleniyor.

Bu durumda, "kitap/sayfa/harf" zincirini bozmamak ve ardından "eylem/yolculuk" kısmına geçmek için III. ve V. cümlelerin yer değiştirmesi gerekmektedir.

Cevap D

 

15. I, II ve III. cümleler bir olgunun (öz yeterlilik ve çaresizlik) nasıl oluştuğunu açıklarken; IV. cümleden itibaren yazar, bu durumun nasıl yönetilmesi gerektiğine ve modern psikolojinin bu konudaki önerisine geçiş yapmıştır. Bu yüzden yeni bir paragrafın başlangıcı için en uygun yer IV. cümledir.

Cevap C

 

16. Metnin ana izleği; insanın doğaya (toprağa) karşı takındığı "kazanım hırsı" ve bu hırsın sonucunda bir yeri tüketip başka bir yere geçmesi (terk edip yeni yerlere göz dikmek) üzerinedir. Boşluktan hemen sonra gelen "Verimi düşen arazileri terk edip... yeni ormanlara diken" ifadesi, insanların elindekini korumak yerine sürekli yeni kaynak arayışında olduğunu gösterir.

 Cevap D

 

17. Metnin genelinde, yönetimlerde veya iktidar sahiplerinde ne kadar büyük değişimler (kırılmalar) yaşanırsa yaşansın, bu yeni durumun "meşru" kabul edilmesi için eski ve tanıdık geleneklerin kullanıldığı vurgulanmaktadır.

A ve B seçenekleri metindeki "gelenekle kurulan bağ" ana fikrinin tam tersini savunmaktadır.

D ve C seçenekleri simgelerin işlevsiz olduğunu veya otoriteyi zayıflattığını öne sürer; ancak metin bu simgelerin otoriteyi "sarsılmaz kıldığını" ve "zemine oturttuğunu" söyler.

E seçeneğinde belirtilen; yönetimsel değişimler yaşansa dahi sürekliliği ve meşruiyeti sağlamak için geleneksel unsurların korunduğu ifadesi, parçanın temel yargısıdır.

Cevap E

 

18. Parçada, Calvino’nun eserinin farklı dillere çevrilmesinin onu "günümüze kadar süren", "tazeliğini koruyan" ve "coğrafyasının ötesine taşıyan" bir sürece soktuğu vurgulanmaktadır. Burada anahtar nokta çeviri faaliyetinin esere kazandırdığı zamansal ve mekânsal genişliktir.

Cevap A

 

19. Parçada Trobriand/Melanezya halkının kurallara itaat etme gerekçeleri iki ana eksende açıklanmıştır:

Zanaat ve Teknik Kurallar: Bu kurallar, kuşaklar boyu süren denemelerle verimliliği ispatlandığı ve bireyler tarafından "akılcı/mantıklı" bulunduğu için uygulanmaktadır. Bu durum, B seçeneğindeki "mantıksal bir temel" ifadesini karşılar.

Sosyal ve Hiyerarşik Kurallar: Kişilerin bu kurallara uyma nedeni; otoriteden korkmaları değil, aksi durumda toplum önünde "gülünç, kaba veya beceriksiz" görünmek istememeleridir. Bu da B seçeneğindeki "sosyal onaylanma ihtiyacı" vurgusuyla örtüşmektedir.

Diğer seçenekler incelendiğinde; A'da geçen "modernize etme", C'deki "yaptırım/ceza", D'deki "teknik yetersizlik" ve E'deki "özgürlüklerin kısıtlanması" gibi ifadelerin metinde bir karşılığı yoktur.

Cevap: B

 

20. Parçanın bütününde Zeki Demirkubuz’un filmlerindeki karakterlerin "yerleşememe", "aidiyet yitimi", "yersiz yurtsuzluk" ve "gitme arzusu" gibi ortak karakteristik özellikleri üzerinde durulmaktadır. Metin, bu karakterlerin neden ve nasıl bir ruh hâli içinde olduğunu örneklerle (Masumiyet, Kader, Yeraltı) açıkladığı için "karakterlerin ortak özelliği ve motivasyonu" sorusuna verilmiş bir cevaptır. Diğer seçeneklerdeki; teknik özellikler (B), toplumsal eleştiri (C) veya taşra-şehir ayrımı (E) metnin ana odağı değildir.

Cevap: A

21. Parçadaki "yaşadığı çevreyle arasında onarılmaz bir gedik açılması" ifadesi, zihinsel olarak gitmeyi kafaya koyan veya dışarıyı merak eden bireyin, içinde bulunduğu ortamla olan bağının zayıfladığını ve oraya artık eskisi gibi ait hissedemediğini anlatır. Bu durum psikolojik ve sosyolojik olarak "yabancılaşma" kavramıyla ifade edilir. B seçeneğindeki "toplumsal ve mekânsal yapıya yabancılaşma" ifadesi bu anlamı tam olarak karşılar.

Cevap: B

22. Metindeki mozaik metaforu, yazarın bir seçme ve ayırma süreci yürüttüğünü simgeler. Mozaiğe koyacağı taşlara karar vermek, bazı bilgileri metne alırken bazılarını dışarıda bırakmak demektir

Cevap: B

23. Parçanın sonunda yazarın iki farklı yöntem (özel hayatı kurcalamak ya da profesyonel yaşama odaklanmak) arasında bir tercih yapacağından bahsedilir. Bu, içeriğin kendiliğinden oluşmadığını, yazarın kontrolünde ve onun anlayışına (bakış açısına) göre şekillendiğini gösterir.

Cevap: C

 

24. Parçada Dalí'nin "yeni bir görsel alfabe inşa ettiği" ve "az sayıda sanatçının onun kadar hayranlık uyandıran eser koyduğu" belirtilerek özgünlüğü vurgulanmıştır. Ancak B seçeneğindeki "çağdaşlarıyla benzer temaları aynı üslupla işlediği" yargısı metnin "yeni bir alfabe" ve "farklı konumlanma" vurgusuyla tamamen çelişir.

Cevap: B

 

25. Yazar, metnin sonunda Dalí'nin sanatının hayranları için "büyüleyici bir yolculuk", karşıtları için ise "rahatsız edici bir karmaşa" olduğunu belirterek eserin yarattığı karşıt algılara değinmiştir. Ayrıca "hayranlık uyandıran" gibi ifadelerle öznel bir tutum sergilemiştir.

Cevap: B

26. Metinde Dalí’nin dehası anlatılırken diğer sanatçıların ve eleştirmenlerin zorlandığı, "kapısında kaldığı" tekinsiz bilinçaltı odalarından bahsedilmektedir. Bu bağlamda Dalí'nin bu odalarda "hiç zorlanmadan" ve "sanki evindeymiş gibi" adımlaması; başkaları için kapalı, karanlık ve girilmesi imkânsız olan o karmaşık dünyada onun büyük bir konfor ve doğallıkla hareket ettiğini, anlatılması en zor olan (bilinçaltı, rüya, tekinsizlik) konuları bile sanki gündelik bir işmiş gibi büyük bir rahatlık ve doğallıkla yansıttığını vurgular.

 Cevap E

 

27-30.Sorular

Toplam Kişi: 8 var.

Kitap Dağılımı: Tarih (3), Felsefe (3), Bilim (2)-> (Toplam 8 olması için)

Y Salonu (Kısıtlı): Sadece 3 kişi olabilir (1 Tarih, Felsefe, 1 Bilim).

X Salonu (Kalanlar): 5 kişi olmalıdır (2 Tarih, 2 Felsefe, 1 Bilim).

 

Tarih (3)

Felsefe (3)

Bilim (2)

X Salonu (5 kişi)

Duygu

Hakan/Eda

Ferda

Gökçe

Ayşe/Buse

Y Salonu (3 kişi)

Hakan/ Eda

Ayşe/Buse

Cemre

 

27. Hakan, Eda, Ayşe, Buse ve Cemre Y salonunda bulunuyor olabilir. Seçeneklere göre incelediğimizde I ve III doğrudur.

Cevap D

 

28.Tabloya göre Eda’nın tarih, Gökçe’nin felsefe kitabı ödünç aldığı kesindir. Ancak Buse bilim ya da felsefe kitaplarından ikisini de almış olabilir.

Cevap D

 

29. Hakan ve Eda aynı türde kitap ödünç almıştır. Eğer ikisi de Y salonunda olsaydı Y salonunun "her kitaptan bir tane" kuralı bozulurdu. Bu durumda biri X, diğeri Y salonunda olmak zorundadır.

Cevap B

 

30. Tabloya göre Ayşe ve Cemre’nin aynı salonda (Y salonu) olduğu durumda Buse’nin X salonunda bilim kitabı çalışacağı görülmektedir. Duygu’nun X salonunda tarih kitabı çalıştığı bilgisi soruda verilmiş olduğundan Buse ve Duygu’nun aynı salonda çalıştığı da kesin olarak doğrudur.

Cevap E

Merhaba! 👋
Sorularınız için bize yazabilirsiniz...
ideasoft e-ticaret paketleri ile hazırlandı.