MEB-AGS Mevzuat Bilgisi 10 Deneme EVP Akademi Çözümler | TEST 2
1-Hem 1739 hem 7528 sayılı kanunlar, öğretmenlikte mesleki gelişimin temelinde hizmet içi eğitim faaliyetlerini ve etik davranışları ön plana çıkarır. Bu iki unsur kariyer ilerleyişinde de belirleyicidir.
Cevap C2- Açıklama: Yöneltme ilkesi, öğrencinin ilgi, yetenek ve kabiliyetlerine uygun bir şekilde yönlendirilmesini amaçlar. “Baskı kurmak” bu ilkeyle çelişir çünkü bireyin öz gelişimini desteklemek esastır.
Cevap C3-Hukuk devleti ilkesinin etkin işleyişinde yargı bağımsızlığı kritik öneme sahiptir. Türkiye’de zaman zaman yargı organlarının siyasi baskılara maruz kalması, hukukun üstünlüğü ilkesinde ciddi tartışmalara yol açmaktadır. Bu sebeple, en çok tartışılan konu, yargı bağımsızlığının tam olarak sağlanamamasıdır. Seçenek A, bu gerçeği en iyi ifade etmektedir.
Cevap A4- Sağlık Bakanlığı, zorunlu eğitime devam etmeyen çocuklar konusunda doğrudan bir idari yaptırım veya takip mekanizması yürütmez. Oysa okul yönetimi, il/ilçe milli eğitim müdürlükleri, sosyal hizmet birimleri ve kaymakamlık/valilik gibi mülki idare birimleri bu sürecin doğrudan sorumlularıdır.
Cevap D5- Her iki kanunda da öğretmenlik, sadece bilgi aktarımıyla sınırlı bir faaliyet olarak değil; rehberlik, gelişim, toplumla bütünleşme gibi çok yönlü bir meslek olarak tanımlanmıştır.
Cevap B6- Hem 1739 hem 7528 sayılı kanunlar, öğretmenlikte mesleki gelişimin temelinde hizmet içi eğitim faaliyetlerini ve etik davranışları ön plana çıkarır. Bu iki unsur kariyer ilerleyişinde de belirleyicidir.
Cevap C7-Devletin insan haklarıyla ilgili temel yükümlülükleri genellikle,tanıma (saygı gösterme / ihlal etmeme Haklara müdahale etmemek,koruma üçüncü kişilerin ihlal etmesini engellemek), temin etme (yerine getirme) hakların kullanılabilmesi için gerekli ortamı sağlamak. Ancak “sınırlama”, bir yükümlülük değil; belirli koşullar altında hakların istisnai olarak daraltılabilmesiyle ilgili bir yetki/uygulamadır.
Cevap E
8- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru hakkı, Türkiye tarafından 1987 yılında tanınmıştır. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini 1954’te onaylamıştır. Ancak bireylerin doğrudan mahkemeye başvurabilmesi hakkı daha sonra, 1987’de kabul edilmiştir.
Cevap D