KPSS GYGK Türkçe 4 Deneme EVP Akademi Çözümler | TEST 2

 KPSS GYGK Türkçe 4 Deneme EVP Akademi Çözümler | TEST 2
KPSS GYGK Türkçe 4 Deneme EVP Akademi Çözümler | TEST 2

1. A, C, E: "Hızlandırmak", "zorunlu kılmak" ve "öncelemek" ifadeleri, otomatikleşmenin (çabayı azaltmanın) tersi durumlardır.

D: Zihin denetimi "reddetmez", sadece o an için devre dışı bırakır. Ayrıca "potansiyel" henüz açığa çıkmamış güçtür; kullanılan ise "kapasite"dir.

Cevap: B

2. Parçada mimari yapı ile müzikal bir topluluk olan orkestra arasında ilişki kurulmuştur. Orkestra, birçok farklı enstrümanın bir araya gelerek tek bir uyumlu ses çıkarmasıdır. Metinde geçen donmuş ışık orkestrası ifadesi de yapıda yer alan farklı yansımaların, cam yüzeylerin ve geometrik kırılmaların dağınık durmak yerine, müzikteki bir orkestra gibi ahenkli bir bütün oluşturduğunu anlatır. C seçeneğindeki farklı tasarım unsurlarının bir bütünlük içinde estetik bir uyum sergilediği yargısı, bu orkestra benzetmesinin tam karşılığıdır.

Cevap: C

3. Parçanın IV. cümlesinde rastgele seçilen bir anlatım tarzının okurun metinden kopmasına ve konuyu anlamamasına neden olacağı belirtilmiştir. Yani burada bir olumsuzluktan bahsedilmektedir. D seçeneğinde ise bu durumun okurun metne odaklanmasını kolaylaştıracak yeni bir deneyim alanı sunduğu iddia edilmektedir. Bu ifade, cümledeki anlamla taban tabana zıttır; çünkü cümle odaklanmayı kolaylaştırmaktan değil, aksine metinden kopmaktan bahsetmektedir.

Cevap: D

4. I. cümlede bitkilerin su arayışı ve hayatta kalma çabasına dair genel bir durumdan ve doğanın bu çabaya her zaman karşılık vermeyebileceğinden bahsedilmiştir. II. cümlede ise bu karşılık vermeme veya farklı tepki verme durumunun hangi koşullarda (nem oranı yüksekse şöyle, kuraklık şiddetliyse böyle) gerçekleştiği, yani şartları açıklanmıştır. Dolayısıyla II. cümle, I. cümledeki yargının gerçekleşme koşullarını/şartlarını ortaya koymaktadır.

Cevap: A

5. veda edip: Herhangi bir ses olayı gerçekleşmediği için ayrı yazımı doğrudur.

hazmedemiyor: Kelimenin aslı hazım ve etmek sözcükleridir. Birleşme sırasında hazım kelimesindeki /ı/ ünlüsü düşmüştür. Ses düşmesi olduğu için bitişik yazımı doğrudur.

kahroluyordu: Kahır ve olmak sözcükleri birleşirken /ı/ ünlüsü düşmüştür. Ses olayı olduğu için bitişik yazımı doğrudur.

arz ettiler: Birleşme sırasında ses olayı yaşanmadığı için ayrı yazımı doğrudur.

terketmişti: Terk ve etmek sözcükleri birleşirken ses düşmesi veya türemesi meydana gelmemiştir. Ses olayı yoksa kelimenin terk etmişti şeklinde ayrı yazılması gerekir. Bitişik yazılması yazım yanlışıdır.

hissediyordu: His ve etmek sözcükleri birleşirken /s/ ünsüzü türemiştir. Ses olayı olduğu için bitişik yazımı doğrudur.

Cevap: D

6.  I. Sıralı cümleleri ayırmak için kullanılmıştır.

II. Eş görevli sözcük gruplarını birbirinden ayırmaktadır.

III. "ihtiyar" sözcüğünün kendisinden sonra gelen "hizmetçi" sözcüğüyle bir sıfat tamlaması kurmadığını (yani hizmetçinin ihtiyar olduğunu değil, işi yapan kişinin ihtiyar olduğunu) göstermek ve anlam karışıklığını önlemek amacıyla kullanılmıştır.

IV. “en derin, en eski” eş görevli sıfatlarının arasındadır.

V. "canlanır" ve "eşlik ederdi" yüklemleriyle kurulan iki ayrı cümleyi birbirine bağlayan sıralı cümleleri ayırmak için kullanılmıştır.

Cevap: C

7. mavi (isim kökü)- lik (isimden isim yapım eki)-i (iyelik)-y (yardımcı ses)- le (vasıta eki) → türemiş

yaz (fiil kökü) -ar (fiilden isim yapım eki) -lar (çoğul eki) → türemiş

anla (fiil kökü) -t (fiilden fiil yapım eki) -ım (fiilden isim yapım eki) → türemiş

çek-il(fiilden fiil [edilgenlik] yapım eki) -ir (geniş zaman eki) → türemiş

çık (fiil kökü) -ar (geniş zaman eki) -lar (çoğul şahıs eki) → basit

Cevap: E

8.I. Cümle: Özne "Arkeologlar"dır. Tek bir isimden oluşur, grup değildir.

II. Cümle: "merak etmiyor" yüklem. Merak etmeyen kim? "Konuya uzak olanlar". Buradaki "-an" eki (ol-an) bir sıfat-fiil ekidir ve kendinden önceki kelimeyle birleşerek bir sıfat-fiil grubu (adlaşmış sıfat-fiil yapısı) oluşturmuştur.

III. Cümle: Özne "Bu kadim yazıların bir kısmı"dır. Bu bir isim tamlamasıdır (belirtili).

IV. Cümle: Özne "Bu eserler"dir. Bir sıfat tamlamasıdır.

V. Cümle: Özne "Bu kil tabletler"dir. Bir sıfat tamlamasıdır.

Cevap: B

9. I numaralı sözcükte "Anadolu’nun... geleneği" şeklinde bir belirtili isim tamlaması mevcuttur. Buradaki "-i" eki, bu geleneğin kime/neye ait olduğunu belirten iyelik (aitlik) eki görevindedir. Kelime yükleme "neyi" sorusuyla bağlanmadığı, bir tamlamanın parçası olduğu için belirtme hâli eki almamıştır.

II, III, IV ve V numaralı sözcükler ise cümlede "neyi sayabiliriz?" veya "neyi dahil edebiliriz?" sorularına cevap veren, yükleme doğrudan bağlı nesnelerdir. Bu yüzden bu kelimelerdeki ekler belirtme durumu (hâl) eki olarak kullanılmıştır.

Cevap: A

10. zihin-i-n-de > zihninde → ünlü düşmesi

baş-lık-ı> başlığı, ör-dük-ü > ördüğü, ben-lik-i ile> benliğiyle → ünsüz yumuşaması

anla-t-dık-lar-ı > anlattıkları → ünsüz benzeşmesi

his + etmek> hissetmek → ünsüz türemesi

Cevap: D

11. Belgisiz Zamir: "Biriyle beraber yürümek" (Kiminle olduğu belli değil, ismin yerini tutuyor).

İşaret Sıfatı: "o başarının" (İsmi işaret yoluyla belirtiyor).

Niteleme Sıfatı: "derin sessizlik" (İsme sorulan "Nasıl?" sorusuna cevap veriyor).

Belgisiz Sıfat: "Her başarının" (Hangi başarı olduğu belli değil, ismi etkiliyor).

Cevap: B

12. Metnin ilk cümlesinde Hadal bölgesinin ne olduğu belirtilerek bu nedir sorusuna cevap verildiği için tanımlama yapılmıştır. Bölgenin sığ sularla kıyaslanması ve daha sert ifadesinin kullanılması karşılaştırma yapıldığını gösterir. Metnin genelinde Hadal bölgesi hakkında bilgi verilmesi açıklama tekniğinin kullanıldığını kanıtlar. Metinde geçen sanılıyor ve öngörülüyor gibi ifadeler ise birer tahmindir. Ancak metinde anlatılan genel ifadeleri somut hale getirecek herhangi bir özel canlı adı veya spesifik bir kaynak ismi verilerek örnekleme yapılmamıştır.

Cevap: B

13.  Metnin genelinde belirli bir bölgedeki (Grönland) spesifik bir keşiften (antik DNA) ve bu keşfin nasıl korunarak günümüze geldiğinden bahsedilmektedir. I, II, III ve V numaralı cümleler birbirini takip eden bir olay örgüsüne sahiptir. Ancak IV numaralı cümlede, konu özelden genele çekilmiş ve "Antik DNA çalışmalarının evrimsel süreci anlamadaki genel faydası" anlatılmıştır. Bu cümle, Grönland'daki o özel keşfin hikâyesini bölerek akışı bozmuştur.

Cevap: D

14. Metnin akışını incelediğimizde birinci cümlede tırmanış sporunun modern dönemde buz şelaleleri gibi farklı alanlara kaydığı belirtilerek genel bir giriş yapılmıştır. İkinci cümlede Himalayalar'daki dondurucu soğuk ve düşük oksijen tehlikesine değinilmiştir. Ancak üçüncü cümlede yer alan bu sebeple ifadesi ve tırmanışın donmuş akarsularda da yapılabileceğini kanıtlaması ibaresi, kendisinden hemen önce buzla veya donmuş sularla ilgili spesifik bir yer bilgisinin gelmesini gerektirir. Dördüncü cümlede Kanada'daki dik buz sütunlarından ve bu bölgelerin yarattığı risklerden bahsedildiği için, üçüncü cümledeki donmuş akarsu vurgusu ve risk uyarısı ancak dördüncü cümleden sonra gelirse anlamlı bir bağ kurmaktadır. Bu durumda dördüncü cümledeki buz tırmanışı bilgisini, üçüncü cümledeki çıkarım takip etmelidir. Sonuç olarak düşünce zincirinin doğru kurulabilmesi için III ve IV numaralı cümleler yer değiştirmelidir.

Cevap: E



15. Soru ve 30. Soru Arasındaki Çözümler İçin Tıklayınız


WhatsApp Destek
ideasoft e-ticaret paketleri ile hazırlandı.